Muhatapsız Sorulara Muhtemel Cevaplar

0
103

İlyas Yavuz

Yaşanan soykırım sürecinde herkesin aklına bir takım sorular geliyor, bu soruları sorma hakkı, çakma muhalefet ya da havuz medyasının aksine pek tabii sürecin gerçek mağdurları olan sürgün ve mahpuslara aittir.

Söz gelimi, 15 Temmuzu kim tezgâhladı, bu kadar insanı kim terörize etti, en önemlisi de bu zulüm nasıl ve ne zaman bitecek gibi çok haklı sorular cevap bekliyor.

Bu sorulara cemaat adına hareket edenler suskunluğuna bürünerek bakıyor ancak doğanın boşluk kabul etmeyeceği düsturu gereği insanlar kendilerince bir takım cevaplar buluyor. Bir kısmı rejimin resmi söylemine teslim olup farklı bir yola yöneliyor. Diğer bir kısmı ise karanlık güçler tarafından yayılan spekülatif bilgilerle manipüle ediliyor.

Bu noktadan sonra beyin fırtınası ile bazı sorunlara muhtemel cevaplar veya cevap alma metotları bulmayı deneyeceğiz.

15 Temmuz sonrası görülmüştür ki cemaat içerisinde çok yukarılarda, cezaevinde kanlı isyan kumpası dahil her şeyi yapabilecek kişiler var.  İşin kötü yanı her şeyi yapabilecek bu kişilere her imkân bir şekilde teslim edilmiştir.

Bu duruma cemaati savunanlar tarafından bu isimlerin kolayca elemine edilemeyeceği, Ergenekon veya PKK’da olduğu gibi örgüt içi infazın söz konusu olamayacağı şeklinde bir karşı argüman getiriliyor. Bu doğru gibi duran ancak insanın aklını tatmin etmeyen sığ bir cevaptır.

Aktörlere Tavsiyeler:

CEMAAT YÖNETİMİ: 15 Temmuza bir şekilde karıştırıldığınız ortada. Ancak tuzağa çekildiğiniz, yönlendirici üst akıl tarafından kumpasa uğradığınız şeklindeki beyanlarınızda samimiyseniz içinizdeki o karanlık angaje unsurlarla derhal yüzleşmek zorundasınız.

Bunu iki şekilde yapabilirsiniz:

1. Derhal Amerikan Yargısına bizzat kendiniz hakkında suç duyurusunda bulunun. “İçimizdeki karanlık unsurlar şu isimlerdir, bizi de tuzağa onlar düşürdüler… ” diyerek işe başlayın. Amerikan Devleti’nden gizli bir şeyiniz olduğunu sakın ha sanmayın, komik duruma düşersiniz. Bu sizin için acı ama etkili bir reçete olacaktır.

2. Amerikan Yargısına bir şekilde gitmediniz, o zaman hep bahsettiğiniz o ULUSLARARASI KOMİSYONU bizzat kendiniz kurun, gerekirse Türk hükümeti olmaksızın bunu tek taraflı olarak yapıp sembolik bir mahkeme kurun. Türk savcıları tarafından (Akın Öztürk, Adil Öksüz, Hulusi Akar gibi kişiler hakkında hazırlanan) tüm iddianame ve evrakları getirin.

Sonra yabancı gözlemcilerle birlikte sembolik bir yargılama yapıp Türk Mahkemelerinin yapmadığını yaparak hakikate ulaşın. Yurtdışında birçok KHK’lı hâkim ve savcı var, onlardan istifade edin.

Hangi birliklerin sokağa çıkması emrini kim vermiş, hangi uçak kim tarafından uçurulmuş ortaya çıkartın. Bunu sakın soyut şekilde yapmayın, gazeteciliğin temel düsturu 5N1K ile yapın. Gerekirse bu davaları takip eden uzman gazetecilerle çalışın.

Yargılama bitince sembolik olarak mahkûmiyet veya beraat kararı verin ve bunu uluslararası yargı kurumlarına rapor olarak sunun.

Sembolik mahkeme diye sakın etkisiz olacağını sanmayın, büyük olaylar sembollerle tetiklenir. 

Açıkçası cemaat yönetiminin böyle bir entelektüel zekâya sahip olduğu konusunda şüpheli olmakta fayda var.

CEMAAT TABANI: Tam 243 gün sizinle aynı koğuşta koyun koyuna kalmanın verdiği tecrübe ile sürecin gerçek mağdurlarının sizler olduğunu görebiliyorum.

Cemaat içerisindeki karanlık insanlar yüzünden artık kendi iç kanallarınızdan bir şey beklemeyin. Hatta o kanalları kullanmayın. O zaman kimden nasıl bilgi alacağım diye düşünebilirsiniz, kendi kendinize yetmeyi; birey olmayı ve bireyin çiçek açmasını öğrenin.

Bilginin tek kaynağının dışsal kaynaklar olduğu yanılgısına düşmeyin, zira dış kaynakların tamamı güvenilirliğini yitirmiş olsa bile insan ruhunun bir takım şeyleri hissedebileceğini, samimiyetle denerse ruhunun derinliklerinde hakikati görebileceğini unutmayın.

AKP YÖNETİMİ: Kendinizce bir takım sebeplerle Cemaatten nefret edebilirsiniz. Ancak bu nefretiniz yüzünden aklınızı kaçırmayın. Mücadelenizi ve nefretinizi cemaat adına etkili isimlere yönlendirin. En azından mafya kurallarını uygulayın; kadın ve çocuklara karışmayın. Tarihe “kadın ve çocuklarla uğraşan küçük adamlar” olarak geçmeyin.

BİR FIKRA: Bir köyde sapık bir adam varmış, kadının biriyle yasak bir aşk yaşıyormuş. Kadının oğlu ve kocası bunu öğrenmişler ama bir şey yapamamışlar. Kadının kocası “Allah bunun belasını bir şekilde verecek. Bir şey yapmaya lüzum yok” diyerek çakma bir tevekkül yaparmış.

Oğlu ise buna dayanamaz, sürekli bir şeyler yaparmış.  Bir gün aklına bir fikir gelmiş, bir tabak nohut alarak gece vakti merdivenlere serpiştirmiş.

Gece yarısı bizim çakma Romeo yasak aşk yaşamak için avluya süzülmüş. Merdivenleri çıkarken nohutlara bakarak merdivenlerden yuvarlanmış ve helak olmuş.

Ertesi sabah durum anlaşılmış, kadının kocası “gördün mü evladım, sana dediğim çıktı, belasını buldu” diye haklı çıkmanın gururunu yaşamış.

Oğlu ise “ah babam ah. O bir tabak nohut olmasaydı bu adam annemizi daha çook ziyaret ederdi”  demiş.

…..

Birilerinin gerçek tevekkülün ne olduğunu öğrenmesi lazım.

Birilerinin meşru yollardan bir şeyler yapması, en azından başkalarının paylaşımlarını RT etmek yerine kendisinin bir şeyler söylemesi lazım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here