• Haziran 2, 2022
  • No Comment

Dünya Çocuk Günü ve KHK’lı Çocuklar – KHK’lıların Çocukları

Dünya Çocuk Günü ve KHK’lı Çocuklar – KHK’lıların Çocukları


Bugün Dünya Çocuk Günü, dünya genelinde bir çok ülke çocuk günü olarak bu günü kutluyor.  1925 yılında Cenevre’de yapılan Çocukların Refahı için Dünya Konferansı’ndan sonra doğmuştur. 54 ülke katılımıyla gerçekleşen Konferans’ta Çocukların Korunmasına Dair Cenevre Bildirgesi kabul edilmiştir. Bildirgenin amacı, çocuk haklarının korunması, çocuk işçiliğinin önüne geçilmesi, yoksulluk, eğitim, fırsat eşitliğinin sağlanması gibi temel konulara dikkat çekilmesidir.

Dünya Çocuk Günü’nde KHK’lı çocuklar ve KHK’lıların çocukları hakkından bir şey söylememek, onları hatırlamamak olmaz.

“KHK’lıların çocukları”nı biliyoruz. Ebeveyninin her ikisi veya biri KHK’lı olan çocuklar. Anne ve/veya baba KHK’lı olduğu için aslında onlar da KHK’lı. Bu arada KHK’lı nedir, tam olarak kimler KHK’lıdır? Teknik olarak OHAL KHK’ları ile mağdur edilenler KHK’lı olarak tanımlanıyorlar. Çünkü bu insanlar, haklarında hiçbir soruşturma ve suçlama olmamasına rağmen OHAL KHK’ları ile işlerinde atıldılar. İşlerinden atılmaları gerekçe gösterilerek haklarında soruşturmalar açıldı, bir kısmı tamamen hukuka uygun faaliyetleri geriye dönük bir anda suç kabul edildi ve cezalandırıldılar, yıllar geçmesine rağmen hala cezaevinde olanlar var. Bu insanlarla ilgili düzenlenen iddianame, tutuklama kararı, mahkumiyet kararı ve OHAL Komisyonu kararı gibi resmi belgelerde hep şu ibareler yer aldı: “OHAL KHK’sı ile kapatılan bankada hesabının olduğu”, “çocuklarının OHAL KHK’ları ile kapatılan okullarda okuduğu”, “kendilerinin OHAL KHK’ları ile kapatılan kurslarda, dersanelerde, yurtlarda, okullarda ve üniversitelerde eğitim gördüğü”, “OHAL KHK’sı ile kapatılan yayınevlerinin kitaplarını okuduğu, evlerinde bulundurduğu”, “OHAL KHK’sı ile kapatılan gazete ve dergileri okuduğu, onlara abone olduğu, başkalarını abone yaptığı”, “OHAL KHK’sı ile kapatılan derneklere üye olduğu, bu dernek faaliyetlerine katıldığı, onlara mali yardım yaptığı”, “OHAL KHK’sı ile kapatılan sendikalara üye olduğu”… bu listeyi daha da uzatmak mümkündür. Görüldüğü üzere KHK’lı kelimesi KHK ile işinden atılmaktan çok daha öte ve kapsamlı bir grubu ifade etmektedir. Resmi belgelerdeki bu ifadelerden “OHAL KHK”sı ifadelerinin çıkarılması halinde ortada hiçbir suçlama kalmayacak, herşey birden normalleşecektir.

İşte bu KHK’lıların çocuklarının sayıları 1 milyonu buluyor.

Peki KHK’lı çocuklar kim? Bu çocuklar, askeri lise ve harp okullarında, Hizmet Hareketi ile irtibatlı okullarda okurken okulları kapatılanlar. Sadece kapatılan özel okul sayısı 1034, bu yüzden çocukların sayıları da yarım milyonu buluyor.

Yarım milyon veya 1 milyonun sayı olduğunu unutmayalım. Ama o sayıları oluşturanların her biri birer “çocuk”.

Bu iki grupta yer alan çocuklar Türkiye tarihindeki en büyük kitlesel soykırım uygulamalarından birinin hedefi haline getirildiler. Ermeni Tehcirini yaşayan çocuklar,  köyleri yakılan, ana / babaları faili meçhule kurban giden Kürtlerin çocukları, ihtilallerde  ebeveyninden birini hapiste gören onların işkence gördüğünü bilen çocuklar kervanına bu yazının konusu olanlar da dahil edildi.

Hukukçu olmam nedeniyle KHK’lı ve KHK’lıların çocuklarının maruz kaldıkları zulümleri/soykırım uygulamalarını, hak ihlalleri üzerinden ele almaya çalışacağım.

Bu çocukların ellerinden alınan en temel hak hiç şüphesiz yaşam hakkı. Bugüne kadar açık kaynaklara yansıyan verilere göre 63 KHK’lı çocuk veya KHK’lıların çocuğu vefat etmiş. Bahadır Odabaşı, Büşra Nur Meşeci yaşadıkları acılara daha fazla dayanamadılar. Muhammet Enes intihara teşebbüs etti ancak şükürler olsun ki hayata tutunabildi. Ancak intihar nedeniyle vefat edenleri tam olarak bilmediğimiz gibi daha kaç tanesinin intihara teşebbüs edip de hastanede hayata döndürüldüğünü de tam olarak bilmiyoruz. Bu çocuklar yanında Ahmet Burhan Ataç, Furkan Dizdar gibi Türkiye’de tedavi ihtimali kalmayan hastalıklar nedeniyle yurt dışına çıkışları engellenen veya kısıtlanan çocuklar ülkede ölüme terk edildi. Betül Seda Özcan, Ahmet Cenik, Betül Civelek, Naime Civelek, Yunus Emre Umuç, Yusuf Kenan Umuç, Yavuz Selim Umuç, Muhammed Aydın ise cezaevindeki anne veya babasını ziyarete giderken trafik kazası ile hayattan koparılan çocuklardır. Mahir Işık, İbrahim Işık, Mustafa Kara, Gülsüm Kara, Mustafa Said Zenbil, Nadire Maden, Nur Maden, Feridun Maden, Halil Münir Abdurrezzak, Abdulkadir Enes Abdurrezzak, İbrahim Selim Doğan, Bekir Aras Akçabay, Ahmet Esat Akçabay, Mesut Akçabay, Burhan Yeni, Nurbanu Yeni, Nurefşan Teke, bu çocuklar ise Türkiye’de ebeveynlerine yaşam hakkı tanınmadığı için ülkeyi onlarla birlikte terk ederken yine onlarla birlikte Meriç veya Ege’de hayata gözlerini yuman yavrularımız.

KHK’lı çocuklar ile KHK’lıların çocuklarının maruz kaldığı en yaygın hak ihlali “ayrımcılık yasağı”dır. KHK’lılar ile onların çocukları kitlesel yok etme, sindirme, asimile etme  hedefinin parçası olarak ağır bir ayrımcılığa muhatap oldular.  Öğretmenlerin ve okul yönetiminin “mobingi”, arkadaşlarının “zorbalığı” onları hayatlarından bezdirdi.  Bu çocukların çoğu okul değişikliği nedeniyle gittikleri yeni okullarda ayrımcılığa, ötekileştirmeye maruz kaldılar. Eski okullarına devam eden çocuklar arkadaşlarının kendilerinden kaçtığını gördü. Bir çok öğrenci bu yüzden okulu bıraktı. Bizzat tanıdığım bazı çocukları hiçbir devlet okulu kaydetmek istemedi ve özel okula yönelmek zorunda kaldılar. Özel okullar da kendilerine almamak için olması gerekenden çok yüksek bir fiyat teklif ettiler. Bu yüzden bu ve birçok çocuk uzaktan eğitime yönelmek zorunda kaldı. Arkadaşsız, öğretmensiz, sınıfsız bir okul.  Bir Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni bir çocuğa hak ettiğinden düşük bir not verir. Öğrenci sorduğunda “Bu notu sana değil annene verdim” diye cevap verir. Bu diyalog herşeyi açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yine birçok çocuğun ebeveynlerinin KHK’lı olması nedeniyle sağlık yardımları ve sosyal yardımları ayrımcılık temelli bir bakış açısıyla kesildi.

Bir diğer ağır hak ihlali işkence yasağında kendini göstermiştir. Birçok KHK’lı çocuk veya KHK’lıların çocuğu işkenceye maruz kaldı. Askeri öğrenciler polis merkezlerinde dövüldü. Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklama Çalışma Grubu, Pakistan’dan kaçırılarak Türkiye’ye getirilen Kaçmaz ailesinin çocuklarının da aileleri ile birlikte işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını bu şekilde haklarının ihlal edildiğine karar verdi. Yaşlarını tam olarak bilmiyorum ama ülkenin pek çok yerinde gözaltına alınan üniversite öğrencisi kız -yasal olarak gerekmediği halde- çıplak  aramaya maruz bırakıldı.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinde, Çocuk Haklarına İlişkin Evrensel Beyannamede ve birçok resmi yada yarı resmi belgede ifade edilen “çocuğun üstün yararı ilkesi” KHK’lı çocuklar ve KHK’lıların çocukları açısından ihlal edildi. Çocukların eğitim alanındaki başarı seviyesi dikkate alınmadan çocuklar istemedikleri okullara yönlendirildiler. AİHM ve BM kararlarında vurgulandığı üzere bu çocukların anne ve babaları keyfi olarak ve ayrımcılık temelli bir şekilde tutuklanarak anne ve/veya babalarından mahrum edildiler. Kimi zaman, anne ve babaların tutulduğu cezaevleri ile çocukların yaşadıkları şehirler arasında yüzlerce kilometre mesafe oldu. Buna rağmen tutuklu ebeveynlerin nakil talepleri kabul edilmedi. Ebeveynler ile çocuklar arasındaki bağlar koptu.

KHK’lı çocuklar ve KHK’lıların çocuklarının maruz kaldıkları hak ihlalleri bunlarla sınırlı değildir. Keyfi tutuklama, sağlık yardımından mahrum bırakma, kendi kararını verebilmesine saygı hakkı, evlat edinilen çocukların hakları, sosyal güvenlik hakkı, eğitim hakkı gibi daha birçok haklarından mahrum bırakıldılar. Bu konulardaki tafsilatlı bir rapor hazırlığındayım. Bittiğinde üyesi olduğum Cross Border Jurists’in internet sitesinde yayınlayacağız.  Ancak o raporu bekleyememem diyenler OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu’na veya Solidarity with Others’ın istatistiklerine bakabilir.

Bu vesile ile bir hususu dile getirmek ihtiyacı duyuyorum. KHK’lı çocuklar veya KHK’lıların çocukları bizim çocuklarımız. Kimisi kendi öz çocuğumuz, kimisinin amcası, dayısı, halası veya teyzesiyiz. Kimisi torunumuz, kimisi komşumuz, kimisi çocuğumuzun oyun arkadaşı. Bu çocukların sesi olmalıyız. Sadece onları anlatan kitaplar, raporlar yazılmalı. Filmler belgeseller çekilmeli. Onların dertlerini paylaşan STK’lar kurulmalı, diğer STK’lar da onları ayrı başlıklar halinde sürekli gündemde tutmalıdır.

Son olarak KHK’lı çocuklar ile  KHK’lı çocukların “Dünya Çocuk Günü”nü kutluyorum.

Bu Yazılarıda Okuyabilirisiniz

Askeri Casusluk mu? Kritik Projeleri Pazarlama Şubesi mi?

Askeri Casusluk mu? Kritik Projeleri Pazarlama Şubesi mi?

5 Kasım 2022 tarihli yazımda, “Türkiye Devletinin çok önemli kurumlarının içine yuvalanarak, o kurumlardaki çok gizli ve gizli belgeleri ele geçirip…
Akrebin Kıskacındaki Yargı:  “Teklif ve Karar”

Akrebin Kıskacındaki Yargı: “Teklif ve Karar”

Odasının önüne geldiğinde, kendisini bekleyen genç kâtip “imzalamanız gereken müzekkereleri getirdim efendim” dedi. Cumhuriyet Savcısı Serdar, yüz kızartıcı bir suç işlemiş…
Cann-sızlık

Cann-sızlık

Yaz kalabalıkları gürültülü olur ve kış kalabalıkları suskundur.. Burada mevsim hep kış Cann.. Burası hep soğuk..ve kelimelerim donmuşcasına sese dönüşmüyor..konuşmak mı,…
SOYKIRIM HAVUZU

SOYKIRIM HAVUZU

SOYKIRIM HAVUZU Erdoğan Rejiminin sistematik suçlarından birisi de toplumun bir kesimine karşı soykırım amaçlı oluşturulan “Veri Havuzu”dur. “FETÖ Havuzu” denilen ve…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir