• Kasım 6, 2022
  • No Comment

Rejimin Militan Yargısından Kesitler (2)

Rejimin Militan Yargısından Kesitler (2)

Filozof Platon (Eflatun) “Adaletsizliğin en büyüğü, adil olmayıp adil gibi görünmektir” demiştir. Rejimin militan yargı mensupları adil olmadıkları gibi adilmiş gibi görünme gereği bile duymuyorlar. Adalet dağıtmakla görevli bir kişinin hem adil olmayacağı hem de adil karar veriyormuş gibi davranma gereği dahi duymayacağı herhalde Platon’un bile aklına gelmemiştir. Maatteessüf ülkemizde hukukun şeklen ve ruhen kirletildiği egemen bir yargı pratiği ile karşı karşıyayız. “Her şey zıddıyla anlaşılır” ilkesi bağlamında rejimin militan yargı unsurlarının adaletsiz uygulamaları sayesinde adaletin hava kadar su kadar toplum için hayati bir öneme sahip olduğunu yaşayarak öğrenmiş olduk. Suçun şahsiliği ilkesinin çiğnenmesine ve ahlak dışı uygulamalara örnek verecek olursak; 15 Temmuz 2016 sonrası kocası yakalanamayan kadın hâkim S.P. kendi görev yaptığı adliyenin içinde masumiyet hakkı hunharca çiğnenmek suretiyle teşhir edilmiş, kelepçeli vaziyette dolaştırılmış, günlerce nezarethanede tek başına tutulmuş, hücrede olmasına rağmen kelepçeleri çözülmemiş, gıda ve hijyen ihtiyaçları karşılanmamış, çocukları ortada kalmıştır. Ayrıca kendisine eşinin teslim olmasını sağlamak için gözaltına alındığı söylenmiş, tutuklamayı yapan hâkim tarafından da açıkça eşi gelene kadar cezaevinde kalacağı ifade edilmiştir. Yine Hakimler Ayşe Neşe Gül, Nesibe Özer ve Yeşim Sayıldı 2014 yılında yapılan HSYK seçimlerinde hükümet listesi karşısında bağımsız aday oldukları ve tüm baskılara rağmen adaylıklarını geri çekmedikleri için mesleklerinden atılarak gözaltına alınıp tutuklanmışlar, tutuklandıkları günden bu yana hücrede tek başına kalmaktadırlar. Benzer fiiller binlerce hâkim ve savcı ile birlikte kamu görevlileri ve sivil kişilere de reva görülmüştür. Bu uygulamaların hukuk prosedürlerinin uygulanması ile herhangi bir ilgisi olmayıp politik gücü arkaya alarak işlenen vahim suçlardır. Görüldüğü üzere sadece hukuk normları değil aynı zamanda hukuk etiği de insani değerler de çiğnenmiştir.

Hukuk normları, her durumda ve öncelikle bir ‘ahlakilik’ barındırır. Doğal olarak bu normları tatbik edenlerin de etik değerlerle mücehhez olması beklenir. Aslında normal/ortalama bir insanın ahlaklı davranması için illa yazılı bir kurala ihtiyaç yoktur. Uygar bir toplumda ahlaksızlığı meşru ve haklı kılacak yetkiye sahip kimse (veya devlet) olamaz. Ama 15 Temmuz 2016 sonrasında ahlak ve hakkaniyetini kaybetmiş bir muktedir siyasi yapı, belli kişilere karşı irtikap edildiğinde yasada suç olarak düzenlenen ahlaksızları idari, cezai ve mali sorumluluk kapsamı dışına çıkarmıştır. İradesini rejime teslim eden militan savcı ve yargıçlar, adeta devleti yönettiği için Tanrılaştırdıkları bu siyasi yapının yanlışı doğruya ve haramı helale dönüştürebilecek bir kudrete sahip olduğunu zannediyorlar. Siyasileşmiş ve ahlaki temeli bozulmuş bu yargısal kadrodan adalet hizmeti üretmesini beklemek beyhudedir.

Rejim hâkim ve savcılarının en büyük motivasyonlarından biri de ‘sözde feto operasyonları’ konusunda cevval davrandıklarında şahsi ve mesleki suç teşkil eden eylemlerinden dolayı takibata uğramayacaklarına dair dokunulmazlık güvencesine sahip olmalarıdır. Bunlar hukuki müktesebatlarını, ahlaki ve dini inançlarını, politik putlarının altına paspas olarak sermiş kişilerdir. Hukuk tarihine not düşmek bakımından müstakilen ele alınması gereken militan yargı mensuplarından biri de Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Manga’dır. 15 Temmuz sonrası asker sanıklara işkence yapılması talimatını bizzat vermiştir. Jandarma Astsubay F. K. gözaltındayken istenilen ifadeyi vermediği için gördüğü işkenceleri mahkemede anlatmasıyla bu savcının tarife sığmaz kötülükleri ortaya çıkmıştır. F.K. mahkemede, savcı Manga’nın gözaltı kararı verdikten sonra TEM’de bir emniyet görevlisini arayarak “F.K. diye birini gönderiyorum. Konuşturun, 30 günde gözaltında kalsın” diye talimat verdiğini, TEM’e götürüldükten sonra da savcının istediği ifadeyi vermesi için günlerce ağır işkencelere maruz kaldığını söylemiştir. F.K.’nın bu ifadesine rağmen Savcı Mustafa Manga ve ilgili polisler hakkında herhangi bir cezai yargılama yapılmamıştır. Bu şahıs ve benzerleri yaptığı hukuksuzlukların yanlarına kâr kaldığını düşüne dursunlar, onları var eden siyasi yapı güneş karşısında buz gibi erimekte, kendilerini bekleyen hazin sona doğru hızla ilerlemektedirler.

Totaliter siyasi iktidarın emri altında yargı eliyle işlenen vahim nitelikteki suçlar nazara aldığında, gönüllü olarak hukuka dönme imkân ve niyetin tamamen ortadan kalktığını söyleyebiliriz. Bu yargı kadrosunun siyasi iktidarın demokratik sistemi tamamen ortadan kaldırmaya yönelik yıkıcı faaliyetlere dahi destek vermek zorunda oldukları açıktır. Seküler faşist rejimden şer’i faşist rejime kadar her türlü otokratik yönetime rıza göstermek mecburiyetindedirler. Ama elbet bu çıkar amaçlı siyaset-yargı ortaklığı bitecek ve gönüllü olmasa da muhakkak hukukun baş aktör olacağı bir dönem gelecek, yargılanacakların en başında da militan yargı mensuplarının olacağı kuşkusuzdur. Maalesef ülkemiz -bu yazının kaleme alındığı 2022 yılı itibariyle- sistematik suçlar işlemiş siyasi iktidar ve onun suç makinesine dönüşmüş yargı eliyle son sürat bir kaosa doğru ilerlemektedir. Hukukun üstünlüğü ilkesinden tamamen uzaklaşılması nedeniyle devleti teşkil eden kurumları bir arada tutan sistem çökmekte olup bu durumun toplumda önlenemez bir anarşik eylemlere yol açacağı tehlikesiyle karşı karşıyayız. Nitekim çok uzak olmayan bir gelecekte hukukun sağanak bir yağmur gibi ülkemiz üzerine yağacağı ve çerçöpten temizleyeceğine dair kuvvetli bir inancımız olduğunu belirtmek isterim. Çünkü her kara bulutun arkasında saklı bir güneş vardır.

Bu Yazılarıda Okuyabilirisiniz

Askeri Casusluk mu? Kritik Projeleri Pazarlama Şubesi mi?

Askeri Casusluk mu? Kritik Projeleri Pazarlama Şubesi mi?

5 Kasım 2022 tarihli yazımda, “Türkiye Devletinin çok önemli kurumlarının içine yuvalanarak, o kurumlardaki çok gizli ve gizli belgeleri ele geçirip…
Akrebin Kıskacındaki Yargı:  “Teklif ve Karar”

Akrebin Kıskacındaki Yargı: “Teklif ve Karar”

Odasının önüne geldiğinde, kendisini bekleyen genç kâtip “imzalamanız gereken müzekkereleri getirdim efendim” dedi. Cumhuriyet Savcısı Serdar, yüz kızartıcı bir suç işlemiş…
SOYKIRIM HAVUZU

SOYKIRIM HAVUZU

SOYKIRIM HAVUZU Erdoğan Rejiminin sistematik suçlarından birisi de toplumun bir kesimine karşı soykırım amaçlı oluşturulan “Veri Havuzu”dur. “FETÖ Havuzu” denilen ve…
Son ‘adalet’ silici Bekir Bozdağ, saygı bekliyor!

Son ‘adalet’ silici Bekir Bozdağ, saygı bekliyor!

17-25 Aralık 2013 tarihinin hemen sonrasında “talimatı” verilen biat etmeyen muhalif toplum kesimine yönelik soykırım ve imha sürecine ilişkin, sürecin baş…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir