• Kasım 9, 2022
  • No Comment

Camekândaki Adam

Camekândaki Adam

Camekândaki Adam

Bir yönüyle sürgün bir yönüyle de muhacir olduğum bu ecnebi memleketİnde sıradan bir ikindi vaktiydi. Ruh hâlim itibariyle yalnız, rikkatli ve mahzun olduğum bir dönemdi. Otobüs durağında beklerken bir dükkanın kirli camekânından, yaşlı bir adam bakıyordu bana. Giyim kuşamından ve her halinden buralara ait olmadığı anlaşılan adam bu ecnebi memleketinde yalnız değilsin, işte ben de varım der gibiydi. Fakat tanımadığım bu adamın bakışlarından huylandım. ‘Rahat bırak beni’ dercesine çevirdim başımı, baktım görebileceğim en uzak noktaya. Sadece kendimin görebileceği bir ekran açtım gökyüzünde. Dalıverdim hayallere oracıkta. Tunç duvarlar arasında hapsedilmiş yiğidim ve diğer yiğitler geldi aklıma. Ben böyleysem daralan duvarların ezdiği yiğitler ne haldelerdi? Sabır ve mihnet taşları arasında şekilden şekile giren dostlarımın empatisini yapmaya bile tâkatim yoktu. Bu düşünceler bir mızrak gibi kalbime saplanmış, içimi acıtıyordu. Bu iç kanamalarımı durduracak ve uyutmayan acılarımı dindirecek bir tabibe ne kadar da çok ihtiyacım vardı. Yüreği kanayan her Yâkup gibi!

Göz ucuyla kontrol ettiğimde, kirli camekanın arkasından hâlâ bakıyordu bana. Güzün ağaçların yapraklarının rengini kaybettiği gibi bu adamın da saçları-bıyıkları bembeyazdı ve onu olduğundan daha yaşlı gösteriyordu. Tıpkı benim gibi yorgun ve bitkin bakıyordu. Yaşama azmini kuvvetlendirecek ve onu hayata bağlayacak bir dost elinin uzanmasına muhtaç bir hâli vardı. Gadre uğramış garipler gibi. Gözlerimi kapatarak kendime muvakkat bir gece yapıp daldım yine kurguladığım rüyama. Kendime tahsis ettiğim bu beş-on saniyelik çerçeveye hasret ve umutlarımı sığdırmaya çalıştım. Kendim için ne olmuşsa olmuştu, fakat gün yüzüne hasret mahpus kardeşlerimin özgürlükle buluşmalarını tahayyül ettim. Ama çok sürmedi! Bu hayal de bir yumak gibi yuvarlandı çöplüğe dönüşen şuuraltıma.

Camekandaki adam gözlüğünün altından parmaklarıyla gözlerini siliyordu, tıpkı benim gibi. Mülteci ürkekliği taşıyan bu meçhul adam acaba hangi coğrafyadan, hangi despotun tahakkümünden kaçıp gelmişti? Hangi kıymetlilerini geride bırakmış ve nelerin hasretiyle kavruluyordu yüreği? Onda da benim gibi her şeye rağmen vefasız topraklara geri dönme ve aklanıp hayatın içine yeniden karışma özlemi var mıydı? Bilmiyorum. Bütün bunları düşünürken takatimin kesildiğini hissettim, kendimi yere bırakıp çocuklar gibi hüngür hüngür ağlamak istedim. Yarım asrı devirmiş birisi olarak bu isteğimden utandım. Çaresizliğimi ve hiçliğimi kimse bilmemeliydi Allah’tan başka. Hatta kendimden bile saklamalıydım bu durumu. Çünkü sıkıntılar karşısındaki mukavemetim ve mücadele azmim kırılıyordu. Ben devrilirsem yanımdaki de devrilirdi, belki sonrakiler de devrilirdi, birer domino taşı gibi. O halde bütün şartlara rağmen hem ayakta durmalı hem de yanımızdakileri ayakta tutmalıydık. Çünkü gönül bağımız bizi buna mecbur ediyordu.

Bütün bu duygu dolu düşüncelerden sonra camekândaki adamın yüzüne baktığımda, sanki zihnimi okuyormuş gibi dudaklarını büzerek hüzünlü bir şekilde salladı başını benimle birlikte. Kendi dertlerim yetmiyormuş gibi bir de onun meçhul dertleri de eklendi dertlerime. Hani dertler “paylaşıldıkça azalır” derler ya, azalmadı işte!

Bu sırada hafifçe çiselemeye başlayan yağmur benim yerime ağlıyor gibiydi. Göğe hükmeden irade sahibinin teselli verdiğini hissetmek istedim, heyhat hiçliğim ve kusurlarım vazgeçirdi bu düşünceden beni. Duâ ve recânın gücüne sarıldım sessizce.

Neden sonra rıhtıma yanaşan bir gemi gibi bir otobüs yaklaştı durağa.
Benimle birlikte otobüse bindi camekândaki adam. Birleşip aynı bedende, yürüdük aynı kadere…

Bu Yazılarıda Okuyabilirisiniz

Askeri Casusluk mu? Kritik Projeleri Pazarlama Şubesi mi?

Askeri Casusluk mu? Kritik Projeleri Pazarlama Şubesi mi?

5 Kasım 2022 tarihli yazımda, “Türkiye Devletinin çok önemli kurumlarının içine yuvalanarak, o kurumlardaki çok gizli ve gizli belgeleri ele geçirip…
Akrebin Kıskacındaki Yargı:  “Teklif ve Karar”

Akrebin Kıskacındaki Yargı: “Teklif ve Karar”

Odasının önüne geldiğinde, kendisini bekleyen genç kâtip “imzalamanız gereken müzekkereleri getirdim efendim” dedi. Cumhuriyet Savcısı Serdar, yüz kızartıcı bir suç işlemiş…
Cann-sızlık

Cann-sızlık

Yaz kalabalıkları gürültülü olur ve kış kalabalıkları suskundur.. Burada mevsim hep kış Cann.. Burası hep soğuk..ve kelimelerim donmuşcasına sese dönüşmüyor..konuşmak mı,…
SOYKIRIM HAVUZU

SOYKIRIM HAVUZU

SOYKIRIM HAVUZU Erdoğan Rejiminin sistematik suçlarından birisi de toplumun bir kesimine karşı soykırım amaçlı oluşturulan “Veri Havuzu”dur. “FETÖ Havuzu” denilen ve…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir