PRAGMATİST GÖRÜNÜMLÜ OPÜRTÜNİST YARGIMIZ

0
84

İnsanların birbiri ile iletişim kurmasında ve anlaşmasında önemli bir araç olan dil; onu oluşturan kelime ve kavramların kirletilmesi ve bağlamları dışında kullanılması nedeniyle çatışmaların da yegâne sebeplerinden biridir.

Meramını ifade etmekte güçlük çeken kişinin kullandığı dil kadar, muhatabının anlama kapasitesi de dilin çatışma sebebinin temelini oluşturabilir.

Bağlamından kopartılan, yanlış anlam yüklenen kavramlar yakıcı, yıkıcı veya yanıltıcı olabilir. Bu durumlara örnek olarak birçok terim gösterilebilir. Ancak ben yazımda yargı ve mensuplarının kullandığı dilin oluşturduğu mahsurlara dikkat çekmeye çalışacağım.

Pragmatizm (faydacılık) ile oportünizm (fırsatçılık) kavramları arasında benzerlikler bulunmakla beraber, mahiyetlerinde esaslı farklılıkları barındırmaktadırlar. Pragmatizmden oportünizme fark edilmeden kolaylıkla kayılması mümkündür.  Hatta gerekli özen gösterilmediğinde bu kaçınılmaz bir sondur.

Pragmatizm; yaşamın ve doğanın koşullarının zorlaması ile akıl, mantık, ahlak veya hukuk usul ve ilkeleri ışığında, bunlardan ödün vermeden yeni bir yol seçilmesi veya strateji benimsenmesi olarak anlaşılmalıdır. Her kişi ve kurum kendisini var eden veya üzerine inşa olduğu ilkelerden sapmadan, gaye edindiği hedeflere ulaşmada zamana, mekâna veya muhatabına göre farklı yorum ya da yöntemlere başvurabilir. Pragmatizm de belirleyici olan, “ana ilkelerin” sürekliliği ve “temel hedefin” devamlılığıdır. Bunlardan en az birinde yaşanacak bir kayma, öznesini oportünizmin kıyılarına sürükler. Çünkü oportünizmde genel bir prensip, daimî bir hedef yoktur. Bireysel çıkarlar bu kavramın odağını oluşturur. Bu haliyle kişi sayısınca oportünist bir tavır, yaklaşım veya yorumdan bahsedilebilir.

Pragmatizmde ilkelerden bahsetmek mümkün iken, oportünizmde kin, nefret, kıskançlık, şahsi menfaat gibi kaypak, belirsiz, denetimi zor ve kontrolsüz duygular söz konusudur.

Her oportünistin pragmatik olduğu söylenebilecekken, bunun tersi doğru değildir.

Yargı veya yargıç pragmatist olabilir mi? Olacaksa bunun yol ve yöntemi nasıl olmalıdır?

Bu ve benzeri soruların sayıları artırılabilir. Yukarıda yaptığımız kısa tespit sonrasında verilecek cevaplar yargının temel ilkelerinin ve nihai hedefinin ne olduğunun tespiti ile doğrudan ilgilidir. İlkesizlik ve hedefsizlik pragmatizme değil oportünizme yol açar. Yargının temel hedefi doğruya ulaşarak adaleti tesis etmek, bununla temel hak ve özgürlükleri güvence altına alacak kamu düzenini sağlamaktır. Bu gayesine erişmek için yargının ulusal ve uluslararası hukuk tarafından tayin ve tespit edilen usul ve ilkelere uyması gerekir. Bu iki nokta arasında yargı(ç) zamana ve şartlara uygun olarak farklı yorum ve uygulamalara başvurabilir. Hatta yargının maksadına erişmek; canlılığını koruyup kendinden beklenen ürünleri verebilmek adına böyle bir yola tevessül etmesi mecburidir. Bu amaçla yeni içtihatlar geliştirmesi, olaya özgü uygulamalarda bulunan yargı(ç)ın pragmatizminin bir gereğidir. Bu zaviyeden bakıldığında pragmatizm, yargı(ç)ın olmazsa olmaz bir özelliği, hayatiyetine can veren can damarı, beslendiği gıdasıdır.

Gaye edindiği hedefine, rehber edindiği usul ve ilkeleri ile yol alan yargı(ç)ın, amaç ve ilkelerinden her sapışı onu oportünizm bataklığına savurur. Bu savruluş sadece kendisini değil, ona bel bağlayan bir milleti ve onun üzerine inşa edilen bir sistemi (devleti) de felakete sürükler. Çoğu kez bu kötü sona bir süreç sonucunda, belirli bir zaman sonunda ulaşılır. Öyle ki, oportünist bir yargı(ç)ın eylem, söylem ve kararının cezasını, adına karar verdiği milletin çocukları ve hatta torunları çekebilir.

Oportünist bir yaklaşımı açıkça benimseyen bir yargı(ç)ın hukuksuzluğuna veya ahlaksızlığına hükmetmek kolaydır. Genellikle hukuk mekanizması bu tür marazları gidermede etkin denetim ve düzeltim araçlarına sahiptir. Ancak kendisini pragmatizmin perdesi arkasına saklayan oportünist bir yargı(ç)ın teşhisi, tespiti ve buna karşı önlem alınması zor ve hatta kimi durumlarda imkansızdır.

Oportünizmin yargı sisteminden tamamen uzaklaştırılmasına olanak yoktur. Zira öznesi ve nesnesi insan olan bir mekanizma içerisinde süjenin sübjektif özelliklerinin açık veya örtülü olarak söylem ve kararlarına sızamayacağını iddia etmek doğa kurallarına aykırı olup, zannımca bu bir tür ütopyadır. Yapılması gereken bu sızmayı asgari seviyeye çekecek metotlar geliştirmek, sızmanın tespiti halinde ise bunu en kısa zaman diliminde en az zayiatla gidermektir. Bu noktada oportünizmin yargıda yayılıp gelişmesini önleyecek olan yine yargının usul ve ilkelerinin sağlamlığı, yaygınlığı, şeffaf şekilde uygulanabilir ve denetlenebilir olmasıdır. Aksi taktirde yargı sisteminin teminatı ve taşıyıcısı olan yargıçlar, onun en büyük tehdidi haline dönüşürler.

İyi işleyen bir yargı sisteminde pragmatist olmak ne kadar makbul ise, oportünist olmak da bir o kadar hakir görülür. Böyle bir atmosferde oportünist olanların kendilerini alenileştirmesi, eylemlerini tekrarlayıp alanlarını genişletmeleri mümkün olmamalıdır. Yargı sistemi, kendi kural, kaide ve ilkelerinden örülü bir ray üzerinde yol alan tren gibidir. Oportünist olan yargıçların bu ray üzerinde kıpraşması, kısa süreli hareketlerde bulunması mümkündür; ancak, daimi ve istikrarlı bir hareketle fark edilmeksizin yol almaları olanaksızdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here