Gel Gönlümün Sultanı

0
366

Zaman hazinem bir mutluluk anına ayarlanmış.Alarm çalmasıyla uyanmak istiyor.

Hangi çabamın, sana uyanmamı çabuklaştıracağının keşmekeşliği ve karmaşasını yaşıyorum.

Daha bir tez ulaşmak, daha bir tez kavuşmanın acelesindeyim.

Tüm saatlerin birbirine eşit olmadığına kanaat getiriyorum.

Tıpkı tüm günlerin birbirine eşit olmadığı gibi,

Bazı günler bir başka uzun oluyor.

Yalnızlık girdabımın sabırsızlığında; ruhumda, aya bedel günler gibi güne bedel saatler yaşanıyor.

Acaba mesafeler de öyle midir?

Soruyorum kendime; hangi mesafe daha yakın olur.

Yola çıkılmış ise artık eski uzaklıktan bahsedilemez, değil mi?

Yakın olmak neye denir?

Daha ne kadar yol alınınca yakın olunur?

Az kaldı” demek için ne kadar gitmeli?

Kapa gözlerini, uyu” diyorum.

Belki arkasından konuştuğum dakika ve saatler birbirini daha fazla kovalar.

Sessizliğe ve sensizliğe dalıyorum.

Şimdi yüreğim, belki heyecanın belki kavuşma arzusunun telaşıyla daha bir tedirgin ve daha bir sakar.

Söz dinlemiyor.

Utangaç bir fısıltı ile dile getiriyor mutluluğunu.

Evet artık huzur ve mutluluk yamaçlarında dolaşıyor.

Buket buket çiçekler topluyorum,

Önce kalp uyanır gönül tahtımda; ses verir yedi cihana.

Göz kapamasına geldiği gibi bu sefer diriltici bir emir gelir.

Aç gözlerini” der.

Kalbe itimat tam.

İnançla derinleşen ve katmerleşen sevda seli artık göz göze gelmeyi arzuluyor.

Artık hapsi senin gözlerinde yaşamak istiyorum.

Ömre bedel ve yaşama sevgisi veren tebessümünün kelepçelerini hissediyorum.

Seni sevmenin müebbet tutsaklığını yaşıyorum.

Sorgulamadan.

Ne af, ne ölüm ne de toprak beni senden alır sevdiceğim.

Varlığına şüphesiz inandığım sonraki hayatın mutluluğunu şimdiden yaşıyorum.

Hoş geldin sultanım.

Hoş geldin cancağızım.

Seni çok seviyorum.

Bu, vuslat beklentisiyle kalbe gelen ve dokunulmadan görüntülenen sessiz çığlıktır.

O’nun bize emaneti ve sonsuz lütfü olan şu dünya tatlısı evlatlarımıza iyi bak. 04.10.2016

Basri Hasan
Hilvan Cezaevi

NOT: Bu yazı 04 Ekim 2016 Pazar günü bir Açık Görüş öncesi kaleme alınmıştır.
İlgilisine bir adet kare çikolatanın içine yerleştirilip teslim edilmiştir.
Öyle diyor ya Ahmet KAYA “ELLERİ DEĞSİN İSTEMEDİM. GÖZLERİ DEĞSİN İSTEMEDİM.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here