Cumhuriyetin Kuruluş Kodları

0
159

İsmail Sofuoğlu

Cumhuriyetin kuruluş kodları ile ilgili herkesin bildiği sırlardan birisi de, yeni devletin, İzmir, İstanbul ve Selanik gibi zamanın metropollerindeki kentlerde batı kültürüyle yetişenlerin aklıyla ve Anadolu’nun muhafazakâr insanlarının kanıyla kurulduğudur. Yeni devleti kuran akıl hiç bir zaman yönetimi bırakmak bir yana paylaşmak dahi istememiştir. Her ne kadar kendi içlerinde fraksiyonlar olsa da temel noktalar belirlenmiş ve yönetim paylaşılmış ve muhafazakâr insanlar ihtiyaç kalmayınca dışlanmıştır. Özellikle ilk 10 yılda şimdiki KHK benzeri sıkıyönetim kanun ve mahkemeleriyle halk sindirilmiş ve kutsal devlete karşı biata zorlanmıştır.

İlk 10 yılda özellikle Anadolu’daki Rumlar ve kalan Ermeniler zorla göçe zorlanmış mallarına el konulmuş ya da ucuz fiyata yok pahasına satmaya zorlanmıştır. Bazı Ermeni ve Rumlar devlet zulmünden korunmak için şeklen Müslüman olmak zorunda kalmıştır. Genetik kodları değişmeyen ülkede, bu durumun benzerini son 5-10 yıldır yaşamaktayız.

Ulus devlet kurmak amacıyla halkına karşı her türlü zulüm ve baskıyı yapmaktan kaçınmayan devlet, (aslında devlet yönetimini kendi amacı için kullananlar) müslüman ve gayri müslim halkı sindirmiş ve kendi yönetim ekibini maddi olarak (servet transferleriyle) güçlendirmiştir.  Yeni devletin tüm yönetim katmanları devleti kuran akıl taraftarları tarafından paylaşılmış ve yıllarca eğitimsiz bırakılan Anadolu insani adeta dışlanmıştır.

Bu arada muhafazakâr liderlere, Kürtlere ve alevi inançlı insanlara çok ciddi baskılar yapılmış, aşiretler ve köyler Anadolu’da doğudan batıya, kuzeyden güneye sürülmüştür. Karşı çıkanlar bedelini hayatları ile ödemiştir. Tüm bunları anlatmamın nedeni, son 10 yılda ülkedeki savrulmaların daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamaktan başka bir şey değil. Çünkü devleti özellikle derin yapıları tanımadan son 10 yılda yaşanılan hadiseleri anlamak imkânsız olduğu gibi devletin kurulduğu temelleri bilmek devleti tanımanın temel taşıdır. Ergenekon denilen derin yapı Cumhuriyeti kuran aklın çocuklarıdır ve kanıyla devletin kurulmasına katkıda bulunan muhafazakâr Anadolu insanına devlet yönetiminde hiçbir zaman söz hakkı tanımak istememişlerdir. Her ne zaman söz hakkı alır gibi göründüklerinde 10 ya da 20 yılda bir darbe vb. girişimlerle bertaraf edilmişlerdir.

1940’ lı yıllarda, derin devlet operasyonlarının en öne çıkan hadisesi ‘Varlık vergisi’ adı altında özellikle Yahudi cemaatine yapılan operasyondur. Bu operasyondan sonra özellikle İstanbul ve çevresinde Yahudi toplumundan derin devlet unsurlarına ciddi bir sermaye transferi olmuş, Yahudi cemaati sindirilmiş ve bir kısmı ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Aslında devlet istihbarat destekli derin ve kirli elleriyle toplumun bir bölümünü ezerek mutlak itaat ettirirken kalan büyük çoğunluğa da siz de dikkatli olun yoksa sonunuz bundan farklı olmaz mesajı vermektedir.

Son 100 yılda Anadolu’da yaşanan olaylar o kadar karmaşıktır ki, hadiseleri genelleyerek, basite indirgeyerek anlamaya çalışınca bazı olayları anlamlandırmak zor olabiliyor. Evet, şu soru insanın aklına gelmiyor değil. Özellikle devleti kuran temel unsurlardan olan Selanik ekibi, orduyu da kontrol ederken neden Yahudilere özellikle 2. Dünya Savaş’ı yıllarında bu baskıyı yaptı? Burada derin devlet yapılarının tek bir unsurdan oluşmadığını ve aralarında bir denge olduğunu bilmekte fayda var. Ayrıca, kökeninde akraba olan, Selanik ekibi ile Yahudi toplumu arasında yüzyıllardır devam eden bir kavganın da var olduğunu bilmekte fayda var ve savaş yılları Yahudi toplumunun tüm dünyada en zayıf olduğu yıllardır.

Günümüz modern batı toplumunda devletin en önemli görevi devleti oluşturan bireylerin mutluluğu iken, Türkiye gibi devletin kutsandığı ülkelerde toplumu oluşturan bireylerin en önemli görevi ve yaşam vazifesi kutsal devleti var etmektir. Tabii ki burada kutsal devletin anlamının aslında devlet yönetimini kimseyle paylaşmak istemeyen mutlu azınlık olduğunu belirtmekte fayda var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here