• Mayıs 28, 2022
  • No Comment

Çikolata kokulu torun ve dedesi

Çikolata kokulu torun ve dedesi

 

Bakkalın en sadık müşterisi dedesi ile birlikte içeri girer. “Hoş geldin, erkek” der, bakkal Neco`ya. Neco, hiç bakkal ile ilgilenmeden çikolataların olduğu bölüme doğru yönelir. Dedesi de o sırada müşterisi olmayan bakkalla ayak üstü sohbete başlar. “Dava ne durumda, mahkeme ne zaman” diye sorar bakkal. Dede, “haftaya” der, içinden geçirdiği tahliye duaları ile. Bir dua da bakkal eder: “İnşallah, bu sefer çıkar ya”. Sonrasında karşılıklı inşallahlar duyulur, her iki ağızdan. Bir süre sonra favori çikolatası ile gelir, Neco, rafların arasından.

Neco için hayat çikolatanın etrafında döner, kişiler çikolata üzerinden hayat bulur onda. Çikolata alan dede, çikolata satan bakkal, çikolatasını paylaşmayan cimri çocuk veya çikolatasız çocuk onun hayal dünyasından sadece birkaç figürdür.  Kardeşleri ona “çikolata kokulu çocuk” der. Çikolata kokusu onun sürekli çikolata lekeleri bulunan ağzından mı, yoksa çikolata lekeleri bulunan kıyafetlerinden mi geliyordu? Ya da aşırı miktarda çikolata tükettiği için teni çikolata mı kokuyordu? Bilinmez.

Dedesi parayı bakkala uzatırken, Necdet çoktan her gün geldiği bakkaldan çıkmıştı bile. Dünyaya çikolata yemek için gelen bu çocuğun, cezaevinde olan babasının yokluğundan haberi yoktu. Henüz babasının elinden akılda kalacak kadar çok çikolata yememişti Neco. Bu nedenle baba Neco`nun hayatında değer atfedilecek kadar güçlü bir figür olamamıştı. Öyle ya ne kadar çikolata, o kadar iltifat! Açık görüşlerde verilen bir parça çikolata Necdet`in dünyasında yer etmek için yeterli değildi. Onu da zaten ablası ve abisi ile paylaşıyordu. Babası ile dedesi arasında tercih yapsa kazanan kesinlikle çikolata avantajı ile dede olurdu. Henüz on aylık iken babası 15 Temmuz tarihli iftira ile tutuklanmış ve cezaevine alınmıştı. Sonrasında arada duvarlar ve demir parmaklıklar… Neyse ki babasından uzakta ona çikolata alan bir dedesi vardı, Neco`nun. Ve neyse ki hiç çikolatası bitmeyen bir bakkal.

Duruşmaya kadar o bir hafta, içeride bekleyen ve dışarda içerdekini bekleyenler için bir yıl gibi geçer. Duruşma sonunda tahliye kararı sevindiricidir. Necdet bu sefer bakkala babası ile girer. Necdet çikolataları için yeni bir finansör bulmuştur. Bakkal tanır, Necdet`in yanındaki kişiyi. “Geçmiş olsun, hoş geldiniz” der, babaya. Baba, yanında bulunan çikolata kokulu çocuk sayesinde bakkal tarafından bilindiğini anlar ve bir teşekkür sonrasında çikolatanın parasını uzatır. Bakkal, “bu sefer bizden olsun, yeğenimize hediye, siz beni tanımazsınız ama, ben sizi tanıyorum, lütfen, kabul edin” der. Baba kabul etmez, para gider gelir. Baba direnmenin faydasız olduğunu anlar ve bakkalın ikramını kabul eder.

Günler sonra bakkalın önünden yalnız geçmektedir dede. Bakkal dayanamaz laf atar dedeye: “Nerede bizim sağlam müşterimiz, bir süredir kayıpsınız, bir müşterimizi daha mı büyük marketlere kaptırdık yoksa?”. Dede için zor bir sorudur bu. Cevaplanması hiç de kolay olmayan bir soru, nice tatlı hatıraları bir bir geri çağıran bir soru, her hatıranın şimdi bir diken gibi batmasına neden olan bir soru, dedenin canını acıtan bir soru… Dedenin çikolata kokulu torunu yoktur artık yanında çünkü. Babası onu içinde -Allah korusun- ölüm ihtimalinin de bulunduğu bir bilinmeze götürmüştür. Baba yurdu onlara düşman olmuştur. Onlara yeni bir yer gerektir. Dede kaygılıdır, korkuludur, yorgundur, ne yapacağını bilememektedir. Bakkal bu sorusu ile dedenin günlerdir bastırmaya çalıştığı gözyaşı pınarlarının kapağını açmıştır. Ne desin dede? Önce susmuştur ve gözyaşları konuşmuştur, dilin yerine. Sonrasında dil “onlar çok uzaklara gitti, babası onu çikolata kokulu bir ülkeye, çikolataların ülkesine götürmek için yola çıktı, buraların çikolatası onlara yaramıyormuş, acı geliyormuş.” der acı acı. Yaşlı gözleriyle oradan kaçar gibi ayrılır dede. Torununu hatırlatan o bakkalın önünden geçmeyecektir artık. Torununu, torununun üzerine sinen çikolata kokusunu bir daha duyamayacağı korkusu kaplar dedeyi. Bu korkuyla yoluna devam eder dede. Bakkal da öylece arkadan bakakalır. Anlam veremez olan bitene.

Önce susmuştur ve gözyaşları konuşmuştur, dilin yerine. Sonrasında dil “onlar çok uzaklara gitti, babası onu çikolata kokulu bir ülkeye götürmek için yola çıktı, buraların çikolatası onlara yaramıyormuş, acı geliyormuş.” der acı acı.

Bu Yazılarıda Okuyabilirisiniz

Askeri Casusluk mu? Kritik Projeleri Pazarlama Şubesi mi?

Askeri Casusluk mu? Kritik Projeleri Pazarlama Şubesi mi?

5 Kasım 2022 tarihli yazımda, “Türkiye Devletinin çok önemli kurumlarının içine yuvalanarak, o kurumlardaki çok gizli ve gizli belgeleri ele geçirip…
Akrebin Kıskacındaki Yargı:  “Teklif ve Karar”

Akrebin Kıskacındaki Yargı: “Teklif ve Karar”

Odasının önüne geldiğinde, kendisini bekleyen genç kâtip “imzalamanız gereken müzekkereleri getirdim efendim” dedi. Cumhuriyet Savcısı Serdar, yüz kızartıcı bir suç işlemiş…
Cann-sızlık

Cann-sızlık

Yaz kalabalıkları gürültülü olur ve kış kalabalıkları suskundur.. Burada mevsim hep kış Cann.. Burası hep soğuk..ve kelimelerim donmuşcasına sese dönüşmüyor..konuşmak mı,…
SOYKIRIM HAVUZU

SOYKIRIM HAVUZU

SOYKIRIM HAVUZU Erdoğan Rejiminin sistematik suçlarından birisi de toplumun bir kesimine karşı soykırım amaçlı oluşturulan “Veri Havuzu”dur. “FETÖ Havuzu” denilen ve…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir