Teoman Bey’in Ardından: Güzel İnsanlar Güzel Atlara Binip Gittiler

Teoman Bey’in Ardından: Güzel İnsanlar Güzel Atlara Binip Gittiler

 

“O güzel insanlar güzel atlara binip gittiler. Demirin tuncuna, insanın ….” usta yazar Yaşar Kemal’in Demirciler Çarşısı Cinayetinde dile getirdiği bu ifade hakim Teoman Gökçe’nin cezaevinde tek başına kaldığı hücrede kalp krizi geçirip öldüğünü duyduğum ilk anda aklıma gelen ifade oldu.

Bir hakim düşünün yıllarca mesleğini en iyi şekilde yapmış, hiçbir adli ve idari soruşturma geçirmemiş, meslektaşları tarafından Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliğine seçilmiş, bu görevi ifa ederken nezaketinden ve mütevaziliğinden hiç bir şey kaybetmemiş, oturduğu makamın  hakkını vermiş, meslektaşlarının daha iyi şartlarda görev yapabilmeleri için özveri ile çalışmış, Kuruldaki görev süresi dolduğunda tekrar hakimlik görevini yapmaya devam etmiş, 15 Temmuz Darbe girişimi  gecesi evinde otururken Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçlaması ile gözaltına alınmış, tutuklanmış ve en ağır suçları işleyenlerin bile konulmadığı tek kişilik bir hücreye konulmuş ve orada geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiş.

15 Temmuz gecesi hakkında gözaltı kararı verilen binlerce meslektaşı gibi somut hiçbir suçlamaya dayanmayan, sadece birilerinin istediği gibi karar vermediği/vermeyeceği için tutuklanan Teoman Gökçe’nin kaldığı hücreyi düşünün şimdi, ikinci katta demir parmaklıklı tek pencereli on metrekare bir oda, pencerede soğuk kalması için bir şişe su, birkaç limon, kendi parası ile aldığı plastik masa ve sandalye, masada üç tane Kuran-ı Kerim, İngilizce-Türkçe Sözlük, yerde seccade, kalorifer peteğinin üstünde plastik kaplarda akşam yemeği, duvarda 2 Nisanı gösteren bir takvim ve muhtemelen umutsuzca yazdığı tutukluluk kararına itiraz dilekçeleri…

Bir gün kendisini tutuklayan hakime Teoman Gökçe’yi neden tutukladığı sorulsa eminim ki verebileceği en mantıklı cevap ‘bana tutuklamam gerektiği söylendi’ olacaktır. Çünkü ne tutuklama kararında ne de tutukluluk halinin devamına ilişkin kararların hiçbirinde gerekçe olmadığına aynı şekilde tutuklanan binlerce hakim ve savcı bizzat tanık olmuştur. Aradan geçen zaman ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin verdiği ihlal kararları bu tutuklamaların hukuki hiçbir dayanağının olmadığını gösterse de olan olmuş ve maalesef güzel bir insan hak etmediği bir şekilde hücresinde ölmüştür.

Tarihte birçok örneği olduğu gibi Teoman Gökçe’nin kıymeti de yaşarken bilinmemiş, sessizce ölümü izlenmiş, hak etmediği şekilde “kurulu düzeni/statükoyu” yıkmaya teşebbüs etmekle suçlanmıştır. Adnan Menderes yine bir darbe sonrası haksızca idam edildiğinde maalesef milletimiz bu durumu sessizce izlemiş, yıllar sonra iade-i itibar olarak adı üniversite, havaalanı ve caddelere verilmiş olsa da yapılan zulmü ortadan kaldırmamıştır. Seyit Rıza o günün egemen ideoloji tarafından yargılanıp idam edilmeden önce ‘evladı Kerbela’yız, bi hatayız, ayıptır, zulümdür, cinayettir’ diyerek yapılan haksızlığı son nefesinde dile getirmiş, ‘ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim bu bana dert olsun, ben de sizin önünüzde diz çökmedim bu da size dert olsun’ diyerek idamının gerekçesini ortaya koymuştur. Dönüp geriye baktığımızda Teoman Gökçe’nin de tutuklanmasına ve bir anlamda ölümüne sebep olan tavır da aynı minvalde bir hakim olarak iktidarın önünde diz çökmemesidir.

Distopik bir ortamda hukuka aykırı, iktidarın isteği doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda verilen her karar aradan yıllar geçse de vicdanları kanatmaya devam etmektedir. Türkiye’deki bu hukuksuzluk süreci bir gün son bulduğunda belki Teoman Gökçe’nin adı hakim ve savcıların eğitim gördüğü Adalet Akademisi’ne verilecek ancak giden güzel bir insanı geri getirmeyecektir.

Yazının başında Yaşar Kemal’in bir kitabından alıntıladığım sözün devamı bu yazıya konu olan ve gerek hitabeti gerekse davranışları ile nezaket abidesi bir insan olan Teoman bey hakkındaki düşüncelerimi paylaştığım bu yazıya uygun olmayacağı için sonunu, günümüzün egemen ideolojisini anlatması bakımından “O güzel insanlar güzel atlara binip gittiler. Demirin tuncuna, insanın pisine kaldık” şeklinde değiştirerek bitirmek istiyorum.

 

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir