Türkiye’nin Yeni Sosyal Medya Düzenlemesi: Çocuk Koruma Mı? Yeni Dijital Denetim Rejimi Mi?

Türkiye’nin Yeni Sosyal Medya Düzenlemesi: Çocuk Koruma Mı? Yeni Dijital Denetim Rejimi Mi?

Türkiye’nin yeni sosyal medya düzenlemesi: çocuk koruma mı, dijital denetim rejimi mi?

Makalenin 5 cümlede özeti:

  1. Çocuk koruma söylemi, teklifin siyasal meşruiyet zemini; asıl tartışma ise denetim mimarisinde.
  2. Kanun metni token demiyor, komisyon tutanakları diyor. Kritik ayrım bu.
  3. Platforma az veri gitmesi, devletin az veri bildiği anlamına gelmiyor.
  4. Anonimlik suç alanı değil; baskı altında konuşabilmenin sigortasıdır.
  5. Meşru amaç var, ama seçilen aracın ölçülülüğü ciddi biçimde tartışmalı.

Başlarken:

TBMM’de görüşülen teklif, ilk bakışta 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımını sınırlamayı hedefliyor. Fakat metin yalnızca yaş sınırı getirmiyor; yaş doğrulama, ebeveyn kontrol araçları, ayrıştırılmış çocuk hizmeti, aldatıcı reklamlara müdahale, acil içerik kaldırma ve ağır yaptırımlar gibi unsurları tek pakette topluyor…

Daha önemlisi, komisyon tutanaklarında anlatılan teknik model, yaş doğrulamanın e-Devlet üzerinden üretilecek bir “token” ile yapılabileceğini gösteriyor. Bu da çocuk koruma başlığı altında çok daha geniş bir dijital kimlik eşleştirme ve gözetim altyapısının kurulabileceği endişesini doğuruyor.

Neden önemli?

Bu konu üç nedenle kritik:

Birincisi: konu yalnızca çocuk güvenliği değil; Türkiye’de anonim ifade, veri güvenliği, platformların devletle ilişkisi ve dijital kamusal alanın geleceğiyle ilgili.

İkincisi: teklif çocukları koruma iddiası taşısa da kullanılan araçların ölçülü olup olmadığı ciddi biçimde tartışmalı.

Üçüncüsü: Türkiye zaten ağır dijital düzenleme pratiğine sahip; Reuters’ın aktardığına göre ülkede erişimi engellenen web sayfası ve sosyal medya içeriği sayısı 1,2 milyonu bulmuş durumda. Bu nedenle yeni düzenleme, tek başına bir “çocuk politikası” değil, mevcut dijital denetim rejiminin yeni bir evresi olarak da okunabilir. ([Reuters][1])

Ana bulgular

  1. Teklifin omurgası çocuk koruma diliyle kurulmuş durumda:ancak metin teknik olarak çok daha geniş bir denetim alanı açıyor.
  2. Kanun teklifinin metninde e-Devlet token sistemi açıkça yazmıyor: fakat komisyon görüşmelerinde devlet temsilcisi yaş doğrulamanın e-Devlet tabanlı token ile yürütülebileceğini ayrıntılı biçimde anlattı. Bu kritik ayrım gözden kaçırılmamalı.
  3. 15 yaş altına fiili hesap yasağı öngörülüyor:15 yaşını doldurmuş çocuklar için ise yetişkinlerden ayrıştırılmış hizmet modeli hedefleniyor.
  4. Ebeveyn kontrol araçları zorunlu hale getiriliyor:yani platformların hesap ayarlarını yönetme, ücretli işlemleri onaya bağlama ve kullanım süresini sınırlama gibi mekanizmalar sunması isteniyor.
  5. Teklifin hak temelli zayıf noktası ölçülülük sorunu:Çocukların korunması meşru bir amaçtır, fakat çocukların bilgiye erişim, ifade ve mahremiyet haklarını gereğinden fazla daraltan araçlar demokratik hukuk devleti açısından sorun üretir. ([OHCHR][3])

Asıl metin üzerinden inceleme:

  1. Teklif gerçekte ne getiriyor?

Resmî teklif metni ve gerekçesi, düzenlemenin çekirdeğine üç ana yükümlülük koyuyor: 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulmaması, bunun için yaş doğrulama dahil gerekli tedbirlerin alınması ve 15 yaşını doldurmuş çocuklara “ayrıştırılmış” hizmet sunulması. Buna ek olarak platformlara ebeveyn kontrol araçları sağlama, aldatıcı reklamları engelleme, bilgi-belge sunma ve belirli ihlallerde daha ağır yaptırımlarla karşılaşma yükümlülüğü getiriliyor. Metnin dili çocuk güvenliğine dayanıyor, fakat hukuk tekniği bakımından ortaya çıkan şey salt bir yaş sınırı değil, platform mimarisine devlet müdahalesinin derinleşmesi.

Teklif ayrıca büyük ölçekli sosyal ağ sağlayıcılarına, acil durum niteliğindeki kararlar bakımından çok hızlı reaksiyon yükümlülüğü ve bazı içeriklerin kendi sistemlerinde proaktif olarak engellenmesine dönük teknik altyapı sorumluluğu da yüklüyor. Bu da düzenlemenin çocuk koruma ile sınırlı kalmadığını, içerik yönetimi ve görünürlük rejimine de dokunduğunu gösteriyor. Çocuk güvenliği gerekçesiyle başlayan düzenleme, teknik ve kurumsal olarak daha geniş bir kontrol mantığına yaslanıyor.

  1. E-Devlet token meselesi neden kritik?

Burada en kritik nokta şudur: kanun teklifinin açık metninde “e-Devlet token” ifadesi görünmüyor. Fakat 2 Nisan 2026 tarihli komisyon tutanağında Siber Güvenlik Başkanlığı Dijital Devlet Genel Müdür Vekili Furkan Civelek, önerdikleri mekanizmanın e-Devlet kapısı üzerinden oluşturulacak bir token ile işleyeceğini anlattı. Tutanakta, bu token’ın kullanıcının sosyal medya hesabındaki tanımlayıcıyla ilişkilendirilebileceği, platforma yalnızca kişinin belirli yaşın üzerinde olup olmadığı bilgisinin gideceği ve kullanıcının bu anahtarı ilgili platformlara yükleyerek doğrulama yapacağı açık biçimde yer alıyor. Bu, tartışmanın merkezi. Çünkü platforma tüm kimlik bilgisinin gitmemesi, devletin hesap-sahip eşleşmesini hiç bilmediği anlamına gelmez. Tam tersine, sistemin mantığı bu eşleşmenin en azından devlet katında kurulmasına dayanıyor.

Muhalefetin komisyonda sunduğu değişiklik önergesi de bu gerçeği doğruluyor. Önergede yaş doğrulamanın e-Devlet sistemine yönlendirme ile ve sosyal ağ sağlayıcısına hiçbir kişisel veri aktarılmadan yapılması gerektiği ayrıca yazılmış. Bu da e-Devlet tabanlı doğrulamanın komisyonda varsayılan uygulama modeli olarak masada olduğunu gösteriyor. Yani “kimlikli giriş” endişesi tamamen dışarıdan uydurulmuş bir yorum değil; bizzat komisyon zabıtlarında izi bulunan bir teknik yönelim.

  1. Hükümet ne söylüyor, eleştirenler ne diyor?

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, düzenlemeyi çocukları zararlı içeriklerden, risklerden ve tehditlerden koruma önceliğiyle savunuyor. TBMM’de iktidar temsilcileri de siber zorbalık, aldatıcı reklamlar ve dijital bağımlılık gibi gerekçelerle “çocuklar için sıfır tolerans dönemi” söylemi kuruyor. Bu söylem siyasal olarak güçlü, çünkü çocukların korunmasına itiraz etmek kolay değil. ([Aile Bakanlığı][2])

Fakat asıl mesele burada başlıyor. İfade Özgürlüğü Derneği, bu mekanizmanın anonimliği fiilen ortadan kaldıracağını, e-Devlet ile sosyal medya rumuzları arasında ülke çapında bir eşleştirme altyapısı oluşturacağını ve bunun toplum üzerinde “dondurucu etki” doğuracağını savunuyor. Bu görüş, hak temelli perspektiften bakıldığında yabana atılamaz. Çünkü insanlar devletin kendilerini hangi hesapla ilişkilendirebildiğini düşündüklerinde, yalnızca suç işlemekten değil, eleştiri yapmaktan, haber kaynağı olmaktan, bir paylaşımı beğenmekten ya da yeniden paylaşmaktan da çekinebilir. İfade özgürlüğü üzerindeki baskı çoğu zaman doğrudan ceza ile değil, izleniyor olma duygusuyla işler. ([İfade Özgürlüğü Derneği][4])

  1. Çocuk koruma gerekçesi meşru mu?

Evet. Yeterli mi? Hayır…

Çocukların dijital ortamda siber zorbalık, istismar, manipülatif reklam, uygunsuz içerik ve bağımlılık riskleriyle karşılaşması gerçektir. Devletin bu alanda düzenleme yapması ilkesel olarak meşrudur. Zaten BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme de çocuğun yüksek yararını, korunmasını ve zararlı içeriklere karşı tedbir alınmasını dışlamaz. Ancak aynı sözleşme çocuğun ifade özgürlüğünü, bilgiye erişimini ve mahremiyetini de korur. BM Çocuk Hakları Komitesi’nin dijital çevreye ilişkin 25 No’lu Genel Yorumu da devletlerin çocukların dijital ortamdaki tüm haklarını birlikte koruması gerektiğini söyler. Sorun tam burada düğümleniyor: koruma ile hak arasında denge kurulmadan yapılan yasaklar kolayca hak ihlaline dönüşür. ([OHCHR][3])

Bu yüzden “çocukları koruyoruz” demek tek başına yeterli değil. Asıl soru şu: Bu koruma aracı gerekli mi, elverişli mi, daha hafif araçlarla aynı sonuca ulaşmak mümkün mü? 15 yaş altına toptan yasak ve herkesi etkileyebilecek merkezi yaş doğrulama sistemi, ölçülülük testinde zorlanır. Çünkü daha dar ve hedefli seçenekler teorik olarak mümkündür: varsayılan güvenli ayarlar, içerik temelli sınırlamalar, gece modu ve ekran süresi limitleri, riskli özelliklerin yaşa göre kapanması, ebeveyn rızası yolları, okul temelli dijital okuryazarlık ve platform bazlı çocuk güvenliği denetimi gibi. Toptan yasak, çoğu zaman en kolay siyasi cevaptır; ama en akıllı hukuki cevap olmayabilir. Bu noktada kesin konuşmak için uygulama yönetmeliklerini görmek gerekir, fakat mevcut çerçeve ölçülülük kaygısını ciddi biçimde doğuruyor. ([Verfassungsblog][5])

  1. Anonimlik neden bir lüks değil, bir hak güvencesidir?

Türkiye bağlamında anonimlik meselesi teorik değil, doğrudan siyasi… Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi, herkesin kamu otoritesinin müdahalesi olmaksızın bilgi ve fikir alma, verme hakkını korur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası da kişisel verilerin korunmasını ve düşünceyi açıklama özgürlüğünü güvence altına alır. Bu hakların pratik karşılığı şudur: yurttaş, hele ki siyasi baskının güçlü hissedildiği ortamlarda, kendisini ifşa etmeden konuşan bilmelidir. Anonimlik suç işleme hakkı değildir, ama güç karşısında nefes alma alanıdır. Gazeteci kaynağı, ihbarcı, memur, öğrenci, kadın örgütü üyesi, sendikacı, azınlık mensubu ya da sıradan muhalif yurttaş için bu alan hayati olabilir. ([ECHR][6])

Eğer yaş doğrulama mimarisi devletin hesap-rumuz eşleştirmesini sistematik hale getirirse, ortaya çıkan risk yalnızca veri güvenliği değildir. Daha derin sorun, kamusal tartışmanın psikolojik daralmasıdır. İnsanlar konuşmadan önce “görülüyor muyum, not ediliyor muyum, ileride başıma iş açılır mı?” diye düşünmeye başlar. Demokratik toplumlarda en büyük hasar bazen içerik kaldırma kararından değil, otosansürün yaygınlaşmasından doğar. Bu yüzden anonimlik tartışması marjinal bir özgürlük talebi değil, çoğulculuğun sigortasıdır. Bu benim yorumumdur, fakat komisyon tutanaklarındaki teknik model ve Türkiye’deki mevcut dijital denetim pratiği bu yorum için güçlü zemin sunuyor.

  1. Veri güvenliği ve KVKK bakımından sorun nerede?

KVKK’nın 4. maddesi, kişisel verilerin belirli, açık ve meşru amaçlarla, ilgili amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü biçimde işlenmesini şart koşuyor. Aynı çerçeve, verinin saklama süresi ve aktarımı bakımından da disiplin getiriyor. Anayasa’nın 20. maddesi de kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya açık rıza ile işlenebileceğini söylüyor. Kâğıt üzerinde bu çerçeve güçlü. Sorun, yaş doğrulama mekanizmasının bu ilkelere fiilen nasıl uyacağıdır. Hangi veri toplanacak, eşleştirme nerede tutulacak, ne kadar süre saklanacak, hangi kamu kurumları erişebilecek, veri sızıntısı ya da yetki aşımı halinde hangi güvenceler işleyecek? Teklifin mevcut metni bu sorulara yeterince somut cevap vermiyor. ([KVKK][7])

Komisyon tutanaklarında bizzat muhalefet temsilcileri, yaş doğrulamanın doğum tarihi, kimlik verisi, yüz tanıma, belge yükleme veya benzeri yoğun veri işleme yöntemlerini gündeme getirebileceğini söyleyerek itiraz etti. İktidar tarafı ise e-Devlet token modelinin platformlara yalnızca “uygun değil/uygun” bilgisini göndereceğini savundu. Bu teknik savunma önemli, ama yetersiz. Çünkü mesele yalnızca platforma ne gittiği değil, devlet mimarisinde neyin kurulduğudur. Veri minimizasyonu ilkesi, sadece son kullanıcıya gösterilen alanla değil, arka plandaki kurumsal kapasite ile birlikte değerlendirilir.

  1. Teklifin siyasal anlamı ne?

Bu teklif yalnızca “aileyi koruma” veya “çocuğu koruma” siyaseti değil… Aynı zamanda devletin dijital alanı daha merkezî, daha kimlikli ve daha izlenebilir hale getirme eğiliminin devamı. Reuters’ın 4 Mart tarihli haberinde de belirtildiği üzere teklif, acil durumlarda zararlı içeriğin bir saat içinde kaldırılması, ağır para cezaları ve bant daraltma gibi yaptırımları içeriyor. Türkiye’de platformlarla devlet arasındaki ilişki yıllardır “uyum baskısı” ekseninde ilerliyor. Yeni düzenleme bu hattı çocuk güvenliği meşruiyet ile daha da tahkim edebilir. ([Reuters][1])

Burada iktidar açısından siyasi kazanç açık; Çocuk güvenliği gibi itirazı zor bir başlık üzerinden toplumsal meşruiyet üretmek, aynı paket içinde daha sert denetim araçlarını geçirmek için elverişli bir zemin sağlar. Muhalefet açısından ise asıl sorun, düzenlemeye sadece “yasak” diyerek karşı çıkmanın yetmemesidir. Daha güçlü bir hak temelli alternatif çerçeve kurulamazsa, çocuk güvenliği söylemi her defasında özgürlük alanlarını daraltan ama toplumda destek bulan müdahalelere zemin hazırlayacaktır. ([AP News][8])

Hukuki değerlendirme

Hukuken devletin çocukları dijital risklerden koruma görevi vardır. Bu görev, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ile de bağdaşır. Ancak aynı hukuk, çocuğu sadece korunacak nesne olarak değil, hak sahibi özne olarak görür. Çocuğun ifade özgürlüğü, bilgiye erişimi, özel hayatı ve gelişen kapasitesi dikkate alınmadan getirilen kategorik yasaklar hak temelli yaklaşım ile çatışır. ([OHCHR][3])

AİHS madde 10 bakımından sorun, müdahalenin “demokratik toplumda gerekli” ve ölçülü olup olmadığıdır. Anayasa madde 20 ve KVKK bakımından sorun ise yaş doğrulama sisteminin veri işleme amacına göre bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olup olmadığıdır. Eğer fiili uygulama hesap-rumuz ile kimlik arasında merkezi ve kalıcı bir ilişki kurarsa, düzenleme yalnızca çocuk güvenliği alanında değil, kişisel verilerin korunması ve ifade özgürlüğü alanında da ciddi anayasal itirazlarla karşılaşır. ([ECHR][6])

Daha açık söyleyeyim: Bu teklif çocukları korumayı hedeflediğini söylüyor, fakat seçtiği araçlar bugünkü haliyle fazla geniş, fazla merkezi ve kötüye kullanıma açık görünüyor. Hukuken meşru amaç var, fakat aracın gerekliliği ve ölçülülüğü güçlü biçimde tartışmalı. Özellikle token modelinin kurumsal mimarisi şeffaflaşmadan “mahremiyet korunuyor” savunması ikna edici değil… Bu hüküm, teknik ayrıntılar yönetmeliğe bırakılarak geçirilirse, esas tartışma Meclis’ten sonra başlayacaktır.

Sonuç olarak:

Bu dosyanın özü şu: Türkiye’de tartışılan sosyal medya düzenlemesi, yalnızca çocukları koruma yasası değildir. Aynı anda bir yaş doğrulama rejimi, bir platform uyum rejimi ve potansiyel olarak bir dijital kimlik eşleştirme rejimidir. Çocukların korunması gerçek ve meşru bir ihtiyaçtır. Fakat bu ihtiyacın çözümü, anonimliği fiilen tasfiye eden, tüm toplumu daha izlenebilir hale getiren ve platformları devlet mantığına daha sıkı bağlayan bir altyapı kurmak olmamalıdır. Meşru amaç, yanlış aracı otomatik olarak meşrulaştırmaz.

Daha doğru yol şudur: çocuklar için risk temelli, dar kapsamlı, denetlenebilir, şeffaf ve yargısal güvenceleri güçlü bir model. Varsayılan güvenli ayarlar, çocuk dostu tasarım yükümlülükleri, hedefli reklam sınırlamaları, bağımsız denetim, ebeveyn desteği ve dijital okuryazarlık, toptancı yasak ve merkezi kimlik eşleştirmeden daha sağlıklı araçlardır. Türkiye bu fırsatı hak temelli bir çerçeveye çevirebilir. Ama mevcut gidişat, ne yazık ki, çocuk koruma ile dijital denetimi birbirine bağlayan daha sert bir modele işaret ediyor. ([OHCHR][10])

Faydalanılan Kaynak Özetleri:

  1. AP, 8 Nisan 2026,Turkey’s parliament debates a bill to restrict access to social media for children under 15. Teklifin Genel Kurul aşamasına geldiğini, yaş doğrulama, ebeveyn kontrolü ve yaptırımları özetler. ([AP News][8])
  2. TBMM, 4 Mart 2026,Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi.Teklif metni ve gerekçesi, özellikle 15 yaş altına hizmet sunulmaması, yaş doğrulama ve ayrıştırılmış hizmet hükümleri.
  3. TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı, 2 Nisan 2026,Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu tutanağı.e-Devlet üzerinden token modeli, hesap tanımlayıcısı ve yaş doğrulama mimarisine ilişkin en kritik birincil kaynak.
  4. T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 7 Nisan 2026,Bakanımız Mahinur Özdemir Göktaş, Kabine Toplantısı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. Hükümetin resmî gerekçesini ve çocuk koruma savunusunu içerir. ([Ministry of Family and Social Services][2])
  5. TBMM Haber, Nisan 2026,Genel Kurul görüşmeleri haberi.İktidar ve muhalefet tezlerini, e-Devlet üzerinden yaş doğrulama savunusunu ve görüşmelerin seyrini yansıtır. ([Grand National Assembly of Turkey][11])
  6. Reuters, 4 Mart 2026,Turkey’s ruling party submits bill to ban social media for under-15s.Teklifin uluslararası bağlamını, yaptırım boyutunu ve Türkiye’nin mevcut dijital kontrol pratiğine dair kritik çerçeveyi verir. ([Reuters][1])
  7. OHCHR,Convention on the Rights of the Child. Çocuğun ifade özgürlüğü, mahremiyeti ve bilgiye erişimi bakımından temel norm çerçevesi. ([OHCHR][3])
  8. OHCHR, 2021,General Comment No. 25 on children’s rights in relation to the digital environment.Çocukların dijital ortamda hem korunması hem haklarının gerçekleştirilmesi gerektiğini ortaya koyar. ([OHCHR][10])
  9. Council of Europe,European Convention on Human Rights,madde 10. İfade özgürlüğü ve müdahalelerin demokratik toplum bakımından gereklilik testinin normatif dayanağı. ([ECHR][6])
  10. TBMM,Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, madde 20. Kişisel verilerin korunması hakkının anayasal çerçevesi.
  11. Kişisel Verileri Koruma Kurumu,Personal Data Protection Law,madde 4 ve 5. Veri işleme ilkeleri, ölçülülük ve hukuki dayanaklar bakımından temel kaynak. ([KVKK][7])
  12. İfade Özgürlüğü Derneği, 6 Nisan 2026, Sosyal Medyaya Kimlikle Giriş: Çocuk Koruma Kılıfı Altında Dijital Fişleme Altyapısı.Hak temelli itirazların ve anonimlik kaygısının sivil toplum perspektifinden ayrıntılı özeti. ([İfade Özgürlüğü Derneği][4])
  13. Verfassungsblog, 2026,Another Click in the Wall. Türkiye teklifini uluslararası eğilimle karşılaştıran ve ölçülülük sorununa dikkat çeken hukuki değerlendirme. ([Verfassungsblog][5])

KAYNAK LİSTESİ:

[1]: https://www.reuters.com/technology/turkeys-ruling-party-submits-bill-ban-social-media-under-15s-2026-03-04/ “Turkey’s ruling party submits bill to ban social media for under-15s | Reuters”

[2]: https://www.aile.gov.tr/haberler/bakanimiz-mahinur-ozdemir-goktas-kabine-toplantisi-sonrasi-gazetecilerin-sorularini-yanitladi/ “Bakanimiz Mahinur Ozdemir Goktas, Kabine Toplantisi sonrasi gazetecilerin sorularini yanitladi: | T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı

[3]: https://www.ohchr.org/en/instruments-mechanisms/instruments/convention-rights-child “Convention on the Rights of the Child | OHCHR”

[4]: https://ifade.org.tr/basin-bultenleri-ve-duyurular/sosyal-medyaya-kimlikle-giris-cocuk-koruma-kilifi-altinda-dijital-fisleme-altyapisi/ “Sosyal Medyaya Kimlikle Giriş: Çocuk Koruma Kılıfı Altında Dijital Fişleme Altyapısı – İfade Özgürlüğü Derneği”

[5]: https://verfassungsblog.de/turkey-social-media-ban/ “Another Click in the Wall”

[6]: https://www.echr.coe.int/documents/d/echr/convention_ENG “European Convention on Human Rights”

[7]: https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/6649/Personal-Data-Protection-Law “Personal Data Protection Law | Kişisel Verileri Koruma Kurumu”

[8]: https://apnews.com/article/ef12784008e4bb78f8372c809d7b564c “Turkey’s parliament debates a bill to restrict access to social media for children under 15”

[9]: https://www.tbmm.gov.tr/Haber/Detay?Id=21b3a1d0-7f26-4b28-874c-019d69c57a60&utm_source=chatgpt.com “sosyal medyaya ve doğum iznine yönelik düzenlemeleri de …”

[10]: https://www.ohchr.org/en/documents/general-comments-and-recommendations/general-comment-no-25-2021-childrens-rights-relation “General comment No. 25 (2021) on children’s rights in relation to the digital environment | OHCHR”

[11]: https://www.tbmm.gov.tr/Haber/Detay?Id=21b3a1d0-7f26-4b28-874c-019d69c57a60 “TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ”

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir