Mezarından Darbecileri İfşa Eden Savcı: Ahmet Biçer

0
444

Mezarında Darbecilere Darbe Yapan Savcı: AHMET BİÇER

Bandırma savcısı olarak görev yapan Ahmet Biçer 23 Mayıs 2016 tarihinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Türk Bayrağına sarılı cenazesi “omuzlarda” taşınarak Bandırma adliyesi önüne getirildi ve yapılan tören sonrasında yine “omuzlarda” taşınarak memleketi olan Yozgat’a gönderildi ve orada defnedildi.

Meslektaşlarından Savcıya Son GörevAhmet Biçer toprağın bağrına emanet edildi. Başta yakınları olmak üzere yakınları onu hiç unutmadılar. Hatıralarıyla hep içlerinde yaşatmaya devam ediyorlar.

Ahmet Biçer’i ölümünden sonra unutmayan ve kara listelerinde saklayan başka birilerinin olduğunu çok sonraları öğrenecektik: HSK’nın açıkladığı 15 Temmuz Hakim/Savcı Soykırım Listesinde.

15 Temmuz Darbe Tiyatrosunu takip eden gün yani 16 Temmuz Cumartesi sabahı, daha darbe teşebbüsü “resmi” olarak devam ediyor ve son bulmamışken, HSK müthiş bir feraset örneği göstererek darbenin asıl sorumlularını tespit etmişti bile. Tespit etmekle kalmamış bunları büyük bir özen ve titizlik göstererek tek tek listelemiş ve tespit ettiği 2745 hâkim ve savcının isimlerini açıklayarak bu kişileri açığa almıştı.

Özenle hazırlanan bu soykırım listesi içinde rahmetli savcı Ahmet Biçer’in ismi de vardı. Adalet Bakanı ve HSK Başkanı Bekir Bozdağ, Başkanvekili Mehmet Yılmaz, Bakanlık Müsteşarı Kenan İpek ve diğer “yüksek” HSK üyeleri büyük bir keramet göstererek “gaipten” kendilerine “fısıldanan” bir “fişleme” ile Ahmet Biçer’in ruhunun darbeye katıldığını görmüşler ve onun ismini de listeye ekleyivermişler.

Hazırlanan bu listeleri HSK ibreti âlem olsun diye hem kendi sitesinde yayınladı ve hem de hâkim/savcı whatsapp gruplarında dolaşıma sundu. Listeler başta TRT haber sitesi olmak üzere başkaca haber sitelerinde yayınlandı ve halen yayınlanmaya devam ediyor.

HSK gösterdiği bu kerametin taktir görmediğini, hatta yaptığı soykırımın bir delili olarak kullanıldığını görünce kamuoyunu “aydınlatmak” amacıyla 24 Ekim 2016 tarihinde bir basın açıklaması yaptı ve Ahmet Biçeri açığa almadığını, fişlemediğini, isminin listelerinde yer almadığını söyledi.

HSK Basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “23 Mayıs 2016 tarihinde vefat eden Bandırma Cumhuriyet Savcısı Ahmet Biçer’in darbe girişimi sonrası Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından açığa alındığı yolunda çıkan haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Zira  16.07.2016 tarihinde ve daha sonraki tarihlerde açığa alınan veya meslekten ihraç edilenler arasında vefat eden Bandırma Cumhuriyet Savcısı Ahmet Biçer’in adı bulunmadığı halde bulunduğuna dair haberler bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

Yani HSK, kendi ıslak imzasıyla belgelendirdiği, daha sonra bunu yazılı ve görsel medya aracılığıyla alenileştirdiği bir bilginin “yalan” olduğunu söyleyerek buna inanmamızı istedi. Hakikatin farkında olanlar bu yalana inanmasalar da, HSK, uyumakta olan ve her söylenene inanmaya hazır büyük bir kitleyi kandırmakta başarılı oldu.

Savcı Ahmet Biçer 1979 yılında dünyaya gelmiş, 2003 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiş ve 2003 yılında severek yaptığı savcılık mesleğine başlamıştı. Bu mesleğini vefat ettiği 23 Mayıs 2016 tarihine kadar sürdürdü.

Eğer vefat etmeseydi Ahmet Biçer, binlerce meslektaşı gibi 16 Temmuz 2016 sabahı “hain” ve “terörist” ilan edilecek, mesleğinden atılacak, tutuklanacak, yargılanacak ve mahkûm edilecekti. Arkadaşlarının hemen hemen hepsi, akrabalarının büyük bir çoğunluğu HSK’nın yalan fabrikasında üretilen “sahte/sanal” verilere inanarak ona “terörist” ithamında bulunacaklardı. Eşinin vefatı nedeniyle derin bir üzüntü yaşayan ve eşinin öldüğüne inanamayan Gül Biçer hanımefendi, eşine yapılan bu muamele nedeniyle daha derin bir keder ve tasa duyacaktı.

HSK içerisinde örgütlenmiş Yargıda Birlik Derneği üyeleri ve zihniyeti, kendi kontrollerindeki Başsavcı ve Mahkeme Başkanları başta olmak üzere kendileriyle iltisaklı, irtibatlı ve göbekten bağlı hakim ve savcılar eliyle 2014 yılı başından itibaren adliyelerde görevli tüm hakim ve savcıları “yandaş olan” ve “yandaş olmayan” olarak kategorize etmişler ve listeler hazırlamışlardı. Yani kendi bakış açıları ve kriterleri doğrultusunda tüm hakim ve savcıları “fişlemişlerdi”. Bu fişleme listeleri Adalet Bakanlığı ve HSK’da görevlendirilmiş birimler tarafından sürekli arşivleniyor ve güncellemelere tabi tutuluyordu. Gerek görüldüğünde ve/ya talep edildiğinde ilgili kişi ve birimlere bu fişlemeler servis ediliyordu.

Bunun böyle olduğunu 2014 yılından beri Saray’ın yargı üzerindeki vesayetini temsilen HSK’nın başında “kayyım” olarak bulunan Mehmet Yılmaz çeşitli açıklamalarında pervasızca doğruladı.

HSK’nın 16 Temmuz 2016 sabahı açığa aldığı hâkim ve savcılar bu şekilde hakkında fişleme yapılan yargı mensuplarıydı. Rahmetli Ahmet Biçer’in isminin açıklanan açığa alma kararında yer almasının sebebi, yapılan fişlemelerin yeterince “özenli” şekilde güncellenmemesinden kaynaklanıyor olabileceği gibi, güncel listeleri elinde bulundurmayan bir iradenin söz konusu isimleri bir tür oldu bittiye getirerek HSK üyelerine dayatmış olmasından da kaynaklanmış olabilir. Bunu zaman gösterecek.

Ancak kaçınılmaz olan gerçek HSK tarafından fişlemelerin yapılmış ve kullanılmış olmasıdır.

Fişlemenin anayasal bir suç olduğu ve sorumlularının hukuk önünde hesap verecekleri hukuki bir hakikat. Hukuk memlekete geri döndüğünde veya bitkisel hayattan kurtulduğunda, kendisini hiçe sayanlara gerekli dersi verecektir.

Bu işin hukuki boyutu.

Bir de işin ahlaki boyutu var.

Ahmet Biçer’in vefatı sadece HSK’nın kurduğu kumpası ifşa etmekle kalmadı, bunun yanında fişleme yapan Başsavcı, savcı ve hakimlerin ahlaken ne kadar sefil olduklarını ve iki yüzlülüklerini de ortaya koydu.

Yukarıda bahsettiğim üzere 2014 yılından itibaren fişlemeler başlamış ve bu Başsavcılar başta olmak üzere Mahkeme Başkanları ve diğer hakim ve savcılarca yerine getirilmiştir. Savcı Ahmet Biçer’in fişlenmesinin baş sorumlusu halen Bandırma Başsavcısı olan Önder Yeniçeri ile 2016 tarihinde Balıkesir Başsavcısı iken Saray’a üstün hizmet ve sadakati ile fişlemelerdeki başarılarından dolayı Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı yapılan Sadık Bölek’tir.

Gerek Önder Yeniçeri ve gerekse Sadık Bölek, rahmetli Ahmet Biçer’in cenaze törenine katılmışlar, yakınlarına başsağlığı dilemişler, tören sırasında konuşmalar yapmışlardır.

Yani bir yandan “vatan haini” olarak fişledikleri, Saray’ın selameti açısından tehlikeli gördükleri Ahmet Biçer’in ardından, kendisinin çok iyi bir hukukçu ve insan olduğundan dem vurabilmişlerdir.

Tören sırasında Önder Yeniçeri rahmetli Ahmet Biçer’in ardından şu sözleri sarfedebilmiştir:

 “Sevgili meslektaşlarım ve değerli mesai arkadaşlarım. Yaklaşık 25 yıllık meslek hayatım boyunca bu mikrofona defalarca konuştum. Ancak en zoru bu. Değerli arkadaşımla 1,5 yıldır birlikte çalışıyorum. Çalışkan ve örnek birisiydi. Her zaman güvenimizi kazanmış bir arkadaşımızdı. Ani ve zamansız ölümü hepimizi derinden yaraladı. Hissettiğim acıyı tarif etmemiz mümkün değil. Ailesi kadar üzülmemiz mümkün değil ama çok değerli bir mesai arkadaşımızı ve kardeşimizi kaybettik. Kendisine rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun. Başta biricik kızı, eşi, tüm yakınları ve yargı camiamıza başsağlığı diliyorum“.

Tören sırasında bu sözleri sarfedebilen Önder Yeniçeri, diğer taraftan gizliden gizliye Ahmet Biçer’i “paralelci” olarak listelemiş, bunu kendisine kutsal bir görev addetmiş, bundan dolayı manen kendisini mutlu hissettiği gibi, dünyadaki makamını ve geleceğini garanti altına almıştır.

Bu konuda şunu rahatlıkla söyleyebilirim. 2014 Ekim ayında göreve başlayan HSK üyeleri, Yargıda Birlik Derneği üyesi olmayan, fişleme yapmayan, kendi talimatlarını yerine getirmeyen, bu talimatları şeklen yerine getirmenin ötesinde bunu özümseyip tüm benliğine maletmeyen hiçbir savcısı Başsavcı yapmamışlar, yaptıklarını da daha sonra görevlerinden geri almışlardır. Sadık Bölek’in halen Bandırma Başsavcısı olarak görevde bulunmasının bedeli Ahmet Biçer ve onun gibi, kendi ifadesiyle “çalışkan ve örnek” hakim ve savcıları fişlemesidir.

Evet savcı Ahmet Biçer vefatıyla da hukuka hizmet etmiş, hakikatin ortaya çıkmasına katkı sağlamıştır. Kurulan büyük bir kumpasın ortaya çıkmasına hizmet etmiştir. O, hem yaşarken ve hem de ölümünden sonra, mesleğine başlarken yaptığı yeminine sadık kalmış, insanların temel hak ve özgürlüklerine kasteden, kamu düzenini bozan, Anayasa ve yasaları ayaklar altına alan bir “çete”yi çökertmiştir.

Sen mezarında rahat uyu Ahmet Biçer. Seni birileri kara listelerinde yaşatsa da, sen iyi insanların kalplerinde var olmaya devam edeceksin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here