Yargının Saraya Bağlanmasının Maliyeti :2,5 Gram Altın

0
557

Hakim ve savcılar 12 Ekim 2014 tarihinde tarihi bir seçime imza attılar. Bu tarihte Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üye seçimleri yapıldı. Hükümet ve muhalefet partileri tarafından açıkça desteklenen Yargıda Birlik Platformu (YBP) adayları seçimi kazandılar ve HSYK’da çoğunluğu elde ettiler. Bu tarih, ülkemiz ve bizler için bir milat oldu.

Daha önceden siyasiler karşısında direnç gösteren yargı, bu tarih sonrasında parti il ve ilçe teşkilatlarının emir ve talimatlarını yerine getirir bir konuma düşürüldü.

HSYK üye seçimi öncesinde hakim ve savcıların tamamı durumun farkındaydılar. YBP adayları seçimi kazandığı taktirde bağımsızlık ve tarafsız bir yargının kalmayacını biliyorlardı.

Bu bilgiye rağmen yargı mensupları neden tercihlerini YBP lehine kullandılar?

Sorunun cevabı aslında şaşırtıcı şekilde basit. Komplo teorileri üretmeye veya çok derin analizler gerek yok. YBP adaylarının seçimi kazanmasının sebebi hakim ve savcılara açık ve aleni şekilde “yasal” kılıf uydurularak rüşvet verilmesidir.

Büyük sosyal bilimci ve insan sarrafı!! Rıza Zarrab ne demişti: “Memurun ve o..spunun bahşişini peşin verceksin”.

Bu düşünceden esinlenen, Zarrab’ın verdiği “bahşişlerle” iktidarını kuvvetlendiren AKP temsilcileri HSYK seçimi öncesinde, seçimi YBP adaylarının kazanması durumunda tüm hakim ve savcılara, görev yeri ve kıdemine bakmaksızın 1.152 TL maaş zammı vaadinde bulundu. Bu rüşvet vaadi şartlı olarak yapıldı ve seçim sonucuna bırakıldı.

Yakinen tanıdığım bir çok hakim ve savcı ile yaptığım konuşmada, bu tuzağa düşmemelerini, yapılanın kirli bir pazarlık ve rüşvet olduğunu, yargıyı siyasete teslim etmemelerini istedim. Ancak bir çoğundan aldığım karşılıklar beni şaşırttı. İçlerinden “ben menfaatime bakarım, bırak 1.152 lirayı, 250 lira dahi verecek olsalar ben yine oyumu YBP’ye veririm” diyebilenler oldu. Bunu açıktan söyleme cesaretini ve gücünü bulamayanlar ise gizlice YBP’ye oy vererek iradelerini ortaya koydular.

Seçim oldu ve 12 Ekim 2014 tarihinde YBP adayları yani AKP, HSYK seçimlerini kazandı. İktidar sözünde durdu ve hakim savcılara vereceğini vaat ettiği “bahşişlerini” seçim sonrasında “yasal olarak” verdi. Zira böylesine kullanışlı bir kesimi uzun süre kullanmayı düşündüğünden onları küstürmek istemedi.

Seçim tarihinde 1.152 TL ile 517 Dolar ve 12 gr. altın alınabiliyordu. Bugün ise bu miktar para ile 153 Dolar ve 2,5 gr. altın alabilmek mümkün.

Yargı neden ve nasıl mı bu hale geldi?

Sorunun cevabı gayet basit: hukukun namusunu korumakla yükümlü hakim ve savcılar aylık 2,5 gr. altın karşılığında cübbelerini ve iradelerini Saray’a sattılar.

Yapılan Anayasa değişikliği sonrasında yargı temsilcilerinin HSK’ya üye seçme imkanları ortadan kaldırıldı. Yani AKP iktidarı daha fazla rüşvet vermek istemedi ve tasarruf yapmak amacıyla “anlamsız” olduğu anlaşılan bu hakkı hakim ve savcıların elinden aldı.

Menfaatlerine pek düşkün eski meslektaşlarıma tavsiyemdir; Yargıda Birlik Derneği veya Adalet Bakanlığına başvurup ‘bizim oylar pul oldu, HSK seçimleri kaldırıldı, bir oyumuz vardı artık o da yok, o tarihte seçim rüşveti olarak verilen maaş zammı seçim tarihindeki kurlar üzerinden geçerli olsun’ talebinde bulunmalısınız. Bu sizin hem hakkınız ve hem de sahip olduğunuz “etik değerlerin”!! bir gereğidir.

Size o gün söylenenler fayda etmedi; en kalıcı öğrenme yöntemi olan yaşayarak öğrenmeyi siz seçtiniz. Hakkın sahibine teslim edilmesi ve adaletin gerçekleştirilmesi için gerekli ilkelerden taviz verip siyasi güruhun ve bu devrin muktedirlerinin yargıdaki militanlarının peşine takıldınız.

Ey hakim ve savcılar, 2,5 gr. altın karşılığında neler sattığınızı ve sizi satın alanların neler kazandığını ah bir bilseniz!

Onbinlerce insan canından ve malından olurken, iktidar ve çevresindekiler güçlerine güç, servetlerine servet kattılar.

Masum binlerce insan haksız yere tutuklanıp yargılanırken, yolsuzluk ve hırsızlık yapanlar serbest bırakıp ödüllendirildi.

Yüzlerce insan cezaevlerinde işkence görüp hayatını kaybederken, bunu yapanlar terfi ettirildi.

İktidara muhalif tüm kişi ve kurumlar susturuldu.

Devlet kendi vatandaşlarına Doğu’da savaş açtı, şehirleri bombalattı, insanları katletti.

Demokratik parlamenter rejim gitti, yerine fiili diktatörlük geldi.

Gazeteci, yazar ve entellektüeller hapse atılırken, ağzından salya akıtan şarlatanlar tüm köşeleri doldurdu.

Dolandırıcı, gaspçı, tecavüzcü, cani veya uyuşturucu tacirleri toplum içine salınırken, yerlerine memleketin en değerli hazinesi olan okumuş insanları konuldu.

Keşke kendinizi ve bizi bu kadar ucuza satmasaydınız!

Keşke!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here